akvaryum

9/11/2007 - Sarı Kanarya

Kategori: BALIK Resimleri

yok kişi söylemiş bir şeylerSen de söylemek istersen!ARKADAŞINA DA SÖYLE

24/5/2007 - Canlı Doğuran Üretimi

Kategori: Bilgiler


 

Merhabalar;
bir çok akvarsitin ilk göz ağrısı, benim ise kişisel olarak senelerdir baktığım ve yakın gelecekte de onlardan başka bir balık beslemeyi düşünmediğim canlı doğuranlardan bahsedeceğim.

Çaprazlama

Canlı doğuranlardan özellikle kılıçkuyruklar ve lepistesler, çoğu hobicinin başlangıç balıkları ve bir çoğumuzun da tutkusu olmuştur. Sadece aynı tür canlıdoğuranlar değil; Poecilia cinsinin türleri olan lepistes (reticulata), velifera (velifera), moli (sphenops) kendi aralarında ve Xiphophorus cinsinin türleri olan kılıçkuyruk (helleri), plati (maculatus), ay kılıç (yine helleri) da kendi aralarında çiftleşebilir ve sağlıklı yavrular meydana getirirler.


Kılıçkuyruk ve Platinin çaprazlanması ile elde edilen "Aykılıç"

Bu türlerin çaprazlanması konusunda, istisnai durumlar dışında; her balığın yine kendi türü ile çiftleşmek isteyeceğini ve kesin sonuç için, çaprazlama yapılırken farklı tür balıkların, yanlarında kendi türünden başka balıklar olmayacak şekilde bir tanka alınması gerektiğini belirtmek isterim.

Bu şekilde yapılan üretimin ne derece doğru olduğunu, türlerin bozulmasına sebep olup olmayacağını, hayvan haklarına aykırı olup olmadığını, burada tartışmayacağım. (Tartışanı da sevmeyeceğim :p ) Bu makalede, yalnızca işin teknik kısmı anlatılmaktadır.


Bir başka kılıç selleksiyonu (Xiphophorus variatus)

Çiftleşme ve Hamilelik

Pekiyi, canlıdoğuranları nasıl üreteceksiniz. Eğer tankınızda, biri dişi diğeri erkek olmak üzere en az iki adet sağlıklı ve mutlu balığınız varsa, siz istemeseniz bile dişinin hamile kalacağını belirtmek isterim. Ancak yine de sağlıklı bir doğum ve yavrularda düşük kayıp oranı sağlamak için, 3 dişi - 1 erkek oranını oturtmanızı tavsiye ederim. Bu, sadece tankınızdaki kavgaların önüne geçmek için değil, aynı zamanda her hamile dişinin 3/2 oranında daha az rahatsız edilmelerini sağlamak için de gereklidir.

Canlıdoğuranlarda hamilelik süresi, çeşitli kaynaklarda değişiklik göstermekle beraber, ortalama 20 gündür. Ancak bu süre de, tankınızın bakımı, ısısı, balıklarınızın yaşı ve sağlığı gibi bir çok faktör tarafından ciddi şekilde değiştirilebilir.

Bir canlı doğuranın hamile olduğunu anlamanın en garanti yolu, balığa üstten bakmatır. Eğer üstten bakıldığında da, karnı yanlara doğru belirgin şekilde şişmişse, balığınızın hamile olduğunu düşünüp, çeşitli tedbirler almanın vakti gelmiş demektir.

Hamile dişilerin anüs kımında oluşan siyahlık da hamileliğin tespitinde önemli bir rol oynar ve çoğu akvarist tarafından kullanılır. Ancak başta blackmolly olmak üzere, koyu renkli balıklar için, anüs kısmındaki siyahlığı gözlemlemek oldukça zor, hatta imkansızdır.

Bütün bunların yanında hamile balık, hamilelik döneminde, kumun üzerine oturma, bitkilerin arasına girme, akvaryum gereçlerinin (ısıtıcı, filtre v.b.) arkasına saklanma, ağır hareket etme gibi davranışlar da sergileyebilir.


Hamile bir plati (Xiphophorus maculatus)

Hamilelik süresince, normal şartlarda 26 - 28 derecede bulunan su ısımızı, günlük yarım ya da bir derece arttırarak 30 dereceye kadar çıkartabiliriz. Bu ısı artışı hem doğumu öne çekecek (bir kaç gün) hem de hamile dişi için rahat bir doğum sağlayacaktır.

Doğum

Özellikle hobiye yeni başlayanların kararsız kaldıkları bir diğer konu ise, doğumun nerede gerçekleşeceğidir. Bunun için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır.

Gönül rahatlığıyla ve hiç şüphe etmeden söyleyebilirim ki, en iyi doğum ve en az yavru kaybı bol bitkilendirilmiş bir tankta sağlanır.

Yavruluk, genellikle V şeklinde ve plastikten yapılmış, doğan yavruların alt tarafa geçerek bir daha üste çıkmasını engelleyen (jelleştirerek değil elbette :P) bir ızgara sistemi içeren ve yine genellikle suda yüzen küçük bir kaptır.


Yavruluk

Canlı doğuranlar, her yönden gelen ışığa karşı hassastırlar. Bu yüzden çevrelerinde saklanabilecekleri bitki v.b. olmadığında strese girerler. Bu durum yeni doğan yavrular için de geçerlidir. Kendilerine karşı tehlike oluşturabilecek bir başka balık olmasa bile, bitkisiz ve saklanacak yeri olmayan bir ortamda strese girerler. Stres ise, canlıdoğuranların başlıca ölüm sebebidir.

Ayrıca, canlıdoğuran yavruları dünyaya gözlerini açtıklarında, içgüdüsel olarak suyun üst kısmına yüzerler, bu da yavruluktaki balıkların bir bölümün, tekrar istemediğimiz şekilde doğum yapan dişin olduğu bölüme geçerek yenmesine sebep olur.

Bir başka yavruluk türü ise, plastik yavruluğa göre daha sağlıklı olduğu iddia edilen tül yavrulukur. Ancak tül yavrulukta da yavrular, büyük balıklar tarafından yenemese de, tül ile birlikte ısırırlarak, öldürülebilmektedir. Ben bu sebeplerden dolayı yavruluk kullanılmasını önermiyorum.

Bir başka yöntem ise, en garanti yöntem dediğimiz bol bitkilendirilmiş akvaryuma benzetilmek üzere, bıçak yardımı ile kıvırcık hale getirilmiş rafyanın akvaryuma atılmasıdır. Ancak bunun da sakıncalarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Kalitesiz ürünün üzerindeki boya suya salınım yapabilir.
  • Rafyanın keskin kenarları balıklara zarar verebilir
  • Balıklar rafyaya dolanarak ölebilirler.
  • Bol miktardaki sık rafyanın içinde bulunan balık, kaçacak yer bulamayarak diğer balıkların saldırısına uğrayabilir.

Yine yavruların saklanacak yer bulması amacıyla, tanka bulaşık teli atılmaktadır ki, bunun ne derece mantıklı olduğunun yorumunu, siz değerli arkadaşlarıma bırakıyorum.

Yavruların Beslenmesi *

Canlıdoğuran yavrularının beslenmesi ile ilgili olarak da bir kaç hatırlatma yapıp, değerli olduğunu düşündüğüm vaktinizi daha fazla almayacağım.

Canlıdoğuranlar otçul beslenirler. Ancak hemen hemen tüm balıklar için olduğu gibi, protein ağırlıklı yemler, yeni doğan yavruların daha hızlı gelişmesine sebep olur. Ancak biz bu işi yaparken ticari bir amaç gütmüyor ve hobi olarak yapıyorsak; yavrularımızın hızlı gelişmesi adına sindirim sistemlerini zorlamayı gerekli görmüyorum.

Bu bağlamda, Artemia (Artemia Salina) yavruların gelişim hızını ciddi şekilde etkiler ancak sindirim sistemini yorar. Tubifex Kurdu (Tubifex Tubifex) da, azımsanmayacak bir protein içeriğine sahiptir (%60 - 80)ancak bu yem genellikle lağımlardan toplandığı için, bakteri taşıma olasılığı çok yüksektir. Benim bu konudaki tavsiyem, yavrular için de, yetişkin balıklarınız için kullandığınız pul ve pelet yemleri kullanmanızdır. Bu yemleri yavru balıklara verirken, yiyebilecekleri boya getirmeyi unutmayınız. Bu iş için en ideal alet ise, metal çay süzgeçidir.

 
RESİM 1 : Tubifex kurdu (Tubifex tubifex) besin değeri açısından çok değerli bir yem olmasına karşın malesef çok sayıda bakteri içerebilir.
RESİM 2 : Yem olarak kullanılan Artemia Larvası (Artemia salina)

Son olarak, bir çok arkadaşımın yavru balıkları ne kadarken yetişkinlerin yanına koymaları gerektiği konusunda kararsız kaldıklarını görüyorum. Nasıl her insanın gelişimi, boyu, kilosu farklılık gösteriyorsa, bu durum balıklarınız için de aynıdır. Dolayısıyla "1 cm 3 mm iken yetişkin balıkların yanına alın" şeklinde bir ölçü verilemez. Bu konudaki genel teammül; yavruların, yetişkinlerin ağızlarına sığmayacak boya geldiklerinde, yenilme risklerinin düşük olduğu doğrultusundadır.

Kısa Kısa...

  • Hamile dişinin tüm yavruları doğurması 2 güne kadar sürebilir.
  • Bir kez hamile kalan dişi, erkekten aldığı spermlerle, bir daha çiftleşmeden 2-3 kez doğum yapabilir. (Tabii bu çiftleşmeyeceği anlamına gelmez)
  • Doğum yapan dişi 3-5 hafta içinde tekrar hamile kalıp, doğum yapabilir.
  • Yeni doğan yavrular su değişiminden daha fazla etkilenirler, yavruları ayırmakta aceleci olmayınız.
  • Şimdiye kadar elma salyangozu ve cüce vatozların canlıdoğuran yavrularına zarar verdiğini görmedim.
  • Hamile balıklar stres altında yumurtalarını dökebilir. Dökülen yumurtalar yeşilimsi bir renktedir.
  • Düzenli beslendikleri taktirde, bir çok canlıdoğuran türü yavrularını yemezler.
  • Doğan yavrular yaklaşık 4 ay içerisinde cinsel olgunluğa erişirler.

Tüm bu süreçleri hızlandırmak için çeşitli hormonlar kullanılmaktadır. Ancak bizim amacımız tankımıza koyarak özgürlüğünü kıstladığımız balıklarımızı, doğal ortamlarına en yakın şartlar altında, mutlu ve sağlıklı büyütebilmektir. Öncelikli düşüncemiz bu doğrultuda olmalıdır.

Herkese sağlıklı balıklar dilerim.

Sertaç CAN

10 kişi söylemiş bir şeylerSen de söylemek istersen!ARKADAŞINA DA SÖYLE

24/5/2007 - Biyotop Akvaryumu Nedir? Örnek Biyotoplar

Kategori: Bilgiler

 

Biyotop akvaryumları bir bölgenin doğal yaşam alanının olabildiğince taklit edildiği akvaryumlardır. Bu akvaryumlarda seçilen bölgenin balıkları, bitkileri, su değerleri, dekorları, su hareketleri nitelik ve nicelik olarak bölgeye olabildiğince benzetilmeye çalışılır. Bu benzetmeyi yaparken 2 husus çok iyi göz önünde bulundurulmalıdır. 1.si akvaryum gibi küçük bir hacime sahip olduğumuz, 2.si ise aradağımız her şeyi bulamayacağımızdır. Aynı bölgede bulunan av ve avcıyı yan yana koymak biyotop kurallarına uysa da doğa kurallarına uymayacak, avın; aklını, becerisini ve şansını kullanıp kaçma şansı kalmayacaktır. Bir diğer durum da istediklerimize sahip olamamamızdır. İstediğimiz bir bölgedeki istediğimiz bitki, taş, kum ve kütük parçalarına ulaşmak özellikle de ülkemiz şartlarında zordur. Bu yüzden olabildiğince yerlerine benzer özellikte şeyler koymalıyız. Bu konuyu en iyi örnekleyerek görebiliriz.

1-Tanganyika Biyotopu:

Su değerleri; pH: 7.8-9.0, 12-20 dH, 24-28 C olmalıdır.

Dekor seçimi bölgelere göre ayrılır. Tanganyika'da farklı bölgeler vardır. Bütün, düz yapıda kayalardan oluşan bölge, yarıklı kayalardan oluşan bölge, dem oval kyalarda oluşan bölge, yarı kaya yarı kumluk, tam kumluk bölge ve boş salyangoz yatakları gibi... Akvaryumun büyüklüğüne göre bu bölgelerden bir ya da birkaçı bulundurulabilir.

Dekor olarak seçilen bölgeye uygun tipte kaya, irili ufaklı boş kabuklar ve ince kum gereklidir.

Akıntı az miktarda su oldukça temiz, renksiz ve berrak olmalıdır.

Tanganyika bitki bakımından zengin değildir. Bu bölgenin bitkisi olarak vallisnerialar (sazlar) kullanılabilir. Eğer biyotop kurallarını biraz çiğnemek istersek bu şartlara uyumlu java moss ve java fern gibi bitkilere de bakabiliriz.

Balık olarak klasik tanganyika cichlidleri dışında Synodontis türleri (Synodontis petricola, ve Synodontis multipunctatus), Lamprichthys tanganicanus, Tetraodon mbu ve bölge omurgasızları gibi canlılara bakabiliriz. Tanganyika çöpçüleri yavaş yavaş popülerleşse de diğer türlerin ülkemize gelmesi belki de uzun süreler alacaktır.


Tropheus tankında olması gereken büyük oval iri kayaların üzerinden geçen Tropheus sürüsü. Yüzeye yakın bu yerlerde Tropheuslar sürü halinde gün boyu bu taşların üzerinden yosun kazırlar.


Yüzbinlerce salyangoz kabuğunun bulunduğu ölü salyangoz yatakları. Brevis, ocellatus gibi türlere ev sahipliği yapmaktadır.


Kimi zaman 50cm akvaryum derinliğinde bile su bulanıklığını farkediyoruz. Oysa ki Tanganyika gölünde temiz ve berrak su nedeniyle görüş mesafesi çok fazladır.


İşte muhteşem bir tanganyika biyotopu.

Kuma krater açmış muhteşem bir furcifer.



2-Malawi Biyotopu:

Su değerleri: pH 7.8-8.6, 6-10 dH, 23-28 C

Malawi gölü Tanganyika'ya göre daha fazla cichlid türü barındırsa da daha fakir bir biyotopa sahiptir. Bu yüzden de balıklarının çoğu birbirine büyük benzerlik gösterir. Türlerin büyük çoğunlunu oluşturan Mbunalar'dır. Mbuna kaya balığı demektir. Bu balıklar gün boyu kayaların üzerindeki ve etrafındaki yosun, yosun içindeki küçük canlılar ve kubuklularla beslenirler. Tüm malawi cichlidleri geniş yüzme alanı isterler. Akvaryumları iri kayalardan oluşmalıdır.

Bunun yanında bir diğer bölge ise kumluk bölgedir, bu bölge de sazlık ve sadece kumluk olarak ikiye ayrılır. Yaprak cichlid gibi türler genellikle avlarını yakalamak için bu sazlarınarasında saklanırlar. Yunus Cichlidler, Elektralar ve Venüstüs gibi balıklar ise açık su balıklarıdır açıklarda tamamen dibi kumluk alanlarda bulunurlar. Ahli, lithobates gibi balıklar ise kayalık ile kumluk arası geçiş bölgelerinde bulunurlar. Balık-bölge seçimleri uyumlu olmalı, tabanda ince taneli kum kullanılmalıdır. Örneğin yunus cichlidi bol kayalık, üstelik de iri taneli kuma sahip bir ortama koymak yanlıştır.

Örnek Biyotop Akvaryumu ve Malawi'den Görüntüler



3-Güneydoğu Asya Biyotopu:

Su değerleri; pH 5.5-6.5, 0-4 dH, 27-29 C. En görkemli biyotoplardan biridir. Bol bitkili ve balıklı, çok az kaya olan veya kaya bulunmayan, yumuşak, asidik, kahverengi ve yüzey akıntısı olan suya sahip bir biyotoptur. suyun akvaryumdan peatden (turba, torf) geçirilmesi iyi olur. Bu bölgede yaşayan canlılar; betalar, guramiler, rasboralar, loachlar, kedibalıkları, halfbeakler, karidesler, yengeçler vb.dir. Bölgenin dağlık orman kesimlerinde ise su berraklaşır ve pH'ı 8'e kadar çıkar. Bu alanda da mevcut türlerin pek çoğuna ek olarak daniolar ve vantuzlu loachlar da yaşar. Buradaki canlılar 4-8 arası değişen pH'ı tolere edebildikleri için beslenmesi de kolay canlılardır.

Cryptocoryne, Nymphaea, Eleocharis türleri de bu sularda yaşadığı için kullanmak için elimizde eşsiz bir bitki yelpazesi bulunur. Tabanda ince kum veya tercihen kil kullanılmalıdır. Bu habitatlarda kütükler de yer almaktadır.




Derin Kesimler.


Sığ Kesimler


Örnek bir kurulum.



Amazon Biyotopu

Amazon nehri biyotopu yapılması en zor biyotoptur. Kollar boyunca berrak sudan, kahve rengini almış suya kadar pek çok nehir bulunur. Ayrıca bu renk değişimi mevsimden mevsime de değişiklik gösterir.
Kimi bölgeleri akıntılı, kimi kısımlar ise durgundur. Işık genellikle su rengi ve/veya su üzwerindeki ağaçlarca kesilir. Kesilmediği bölgelerde aşırı derecede bitki olur. pH 4.5 ile 7 arasında değişirken su minarel bakımından zayıf (yumuşak) hümik asitler bakımından oldukça zengindir. Sıcaklık 26-30 C derece arası değişiklik gösterir. Discus, melek balıkları, çöpçüler, cüce cichlidler, vatozlar ve tetralar gibi çoğu ünlü balığa bu sular ev sahipliği yapar. Aynı zamanda Echinodorus türleri, vallisnerialar, Cabomba, Myriophyllum gibi bitkiler de bu sularda yetişir.

Bu biyotopu kurmadaki zorluktan birisi gerekli malzeme ve canlıların temin edilmesinin güçlüğü, bir diğeri ise mevsimsel değişimlerin taklit edilmesinin zorluğudur. Mevsimlerin taklit edilmesi ilgili makale bu linkte mevcuttur.


Amazon'dan bir görüntü.


Kakadu yakalayan yerliler.


Hazırlayan: Refet Ali Yalçın
Kaynak: mongabay.com

2 kişi söylemiş bir şeylerSen de söylemek istersen!ARKADAŞINA DA SÖYLE

24/5/2007 - Makaleler Genel Makaleler

Kategori: Bilgiler

 

pH Değerlerinin Yavru Cinsiyet Oranlarına Olan Etkisi

Bu her zaman tartışmalı bir konu oldu. Genel olarak su değerlerinin Malawi gölü cichlidlerinde yavruların cinsiyetine etki etmediği kabul edilirdi(bazı spesifik türler dışında). Son zamanlarda THF’de Mr. Boruchowitz’e (Afrika cichlidlerinin bakımı ve üretilmesi konusunda uzman birisi) ait bir yayın okudum. Ona göre çok spesifik farklılıklar dışında akvaryumdaki su parametreleri sabitken su sıcaklığı yavruların cinsiyet oranlarına etki etmiyor.

Ben hobi için yavrular büyütmekteydim. Şanslıyım ki bir çok türden yavrularım oldu. Deneyimsiz olduğum zamanlarda su değerlerini ölçerdim fakat çok fazla önem vermezdim. Sadece suda balıklarıma zarar verecek bir değişiklik var mı diye bakardım. Balıklarım oldukça mutluydular ve düzenli olarak yavru vermekteydiler. Ben de onları büyütüyordum. Su parametreleri pH=7.6, GH=8 ve KH=10 idi. Su sıcaklığı ise yazın çoğu zaman 30 derecenin üzerine çıkıp değişiklik gösteriyordu. Hapslarım ve mbunalarım damızlık altı olup renklenmeye başladıklarında çok şaşırmıştım. Oldukça az erkek balığım vardı. Bunu balıklarımın nispeten genç olmalarına bağladım ve birkaç ay daha su parametreleri bu şekilde devam etti. Taş çatlasın balıklarımın %15’i erkekti. Renksiz balıklarımın baskın olmayan erkekler olmadıklarını da anladım. Her defasında değişen bir şey olmadı. Balıklarımda sadece %15’i erkek, ağırlıklı olarak geri kalan %85’i falan da dişi oluyordu. Bu bende 2 probleme neden oldu. İlki balık satışıyla ilgiliydi. Mbunalarda sıkıntı yaşamazken ; Sciaenochromis fryeri(ahli) ve Cynotilapia mbamba gibi türlerde ciddi sıkıntılar yaşadım. İkinci problemse tekrar damızlık olarak seçeceğim balık için yeterli sayıya sahip olamamamdı.

Zaman
PH
GH
KH
ISI
NH3
NO2-
NO3-
Başlangıçta
7.6-7.7
7-8
10
25-30
nd
nd
nd
Bugünlerde
8,3-8,4
12-13
15
25-30
nd
nd
nd


O zamanlarda Discus (Symphysodon discus) ile ilgili bir makale okumuştum. Discusların alkalin kireçli suda niçin yavru vermediklerini konu alıyordu. Sebep de tuzların spermlerin kendileri için çok sertleşmiş olan yumurtalara penatre olmalarına engel olmasıydı. Bu su değerlerinin fertilizasyona(döllenmeye) etki ettiğinin bir kanıtıydı. İnsanlardan da biliyordum ki ‘’Y’’ kromozomu(erkekcinsyeti belirler) taşıyan spermler daha kısa ömürlüdür ancak daha hızlı hareket edip yumurtaya ilk ulaşabilirler. Bu iki bilgiyi birleştirdiğimde bir karara vardım. Su değerleri ;ki bunları değiştirebilirim ; dişi kimliği taşıyan spermlerin erkek kimliği taşıyan spermlere göre daha kolay döllenebilmelerini sağlamaktadır. Şundan emindim ki su sıcaklığı bunda etkili olmamalıydı. Hazırlayacağım bir tuz karışımıyla su değerlerini değiştirmeye karar verdim. A-) ph 8+ olmalı. (kabul edilen ideal değer 8,3-8,4) B-) bu karışımın muhteşem bir tamponlayıcı özelliği olmalı (ki canlılığa zarar vermesin) C-) Tanka ekleyeceğim elementlerin derişimi balıkların doğal habitatlarındaki kimyalarına uygun olmalı!!! Bildirilenlere göre Malawi göl suyu oldukça yüksek bir oranda silikat içeriyor. Bu konuda (belki bir faydası olursa) sadece bol miktarda kum (silicon dioxide) ekleyebildim. Ayrıca suya magnezyum ,kalsiyum ,potasyum (sodyum konsantrayonunu öncekine göre daha aşağıda tutarak) ,klor(tabiki klorür iyonlarıyla) ,iyot (çok az miktarda) ,sülfat ve tabiki hatırı sayılır miktarda karbonat ekledim. Devamlı olacak şekilde pH:8,3-8,4 (haftalık düzenli %25 su değişimiyle), kh:12 , gh:15 değerlerini elde ettim.

Tür
pH/GH
Kuluçkadaki balık sayısı
Toplam yavru sayısı
erkekler
dişiler
Erkek/dişi oranı %
Sciaenochromis fryeri (ahli)
7.6/8
3
85
3
82
% 4
Sciaenochromis fryeri (ahli)
8.4/12
3
91
52
39
%57
Labidochromis caeruleus(sarı prenses
7.6/8
6
24
2
22
%8
Labidochromis caeruleus(sarı prenses
8.4/12
5
41
32
9
%78
Melanochromis chipokae (afra)
7.6/8
3
78
12
66
%15
Melanochromis chipokae (afra)
8.4/12
3
84
62
22
%74


Bir süre sonra bütün balıklar yavrulamaya başladı. Bütün balıklar diyorum. Düzenli karşılaştırmalı ölçümler yapmak için daha evvelden eş tutmuş ve yavrularını aldığım eşleri seçtim. En büyük sıkıntılarımdan birisi Sciaenochromis fryeri (ahli) erkekleri tatlı suların en çarpıcı mavi renklerine sahipken dişilerinin renksiz olmasıydı. Yavrular anneden ayrıldıktan 6 ay sonra biliyordum haklıydım. İlk başlarda 24 balıktan 6 tanesi hafif renklenmişti fakat sonuçta bunlardan 15’i erkek çıkmıştı. Daha evvelki oranın %4 olduğunu düşününce bu yeni oran muhteşemdi. Aynı çift bir süre sonra tekrar üredi. Üstelik de 2. üremeleri yaz dönemine gelmişti(böylece ısının yavruların cinsiyetine etkisi olmadığını bir kez daha gördüm). 2. üremede de erkek oranı %57 idi. Sıcaklık sadece balıkların kuluçkada kaldığı süreyi kısaltmıştı. Aynı artışı Melanochromis chipokae(afra) ve labidocromis caeruleusta (sarı prenses) da yaşadım. Cyrtocora moori(yunus) için aynı şeyi söyleyemiyorum çünkü daha evvelden de yunus yavruları %80’in üzerinde erkeğe eğilimli idi. Erkek yavru oranında ne denli bir artış olduğunu saptamadım. İtalyan arkadaşın Francesco bana 3 adet F3 Haplochromis (Pundamilia) nyererei (çevirenin notu: bu balık Victoria gölünden bir türdür) gönderdi. Onları da yeni su değerlerimin olduğu bir tanka attım. Onlar da bir süre sonra ürediler. Toplam yavruların %15’inden daha azının dişi olduğunu gördüğümde mutluluğumu hayal edebilirsiniz. Bu güzel kırmızı balıkları tankımda yüzerlerken görmek beni gerçekten gururlu bir akvarist yapmıştı. Tabi ki daha sonra doğa bana dersimi verdi. Bu kadar erkek kalabalığa dayanamadı ve birbirlerini öldürmeye başladılar. Mecburen bu erkekleri azar azar ayrı tanklara dağıtmak gerek. Ve şu soru doğdu; cinsiyet oranlarını değiştirmek normal birşey miydi yada etik miydi?

Öncelikle aslında bunun bir felaket nedeni olup olmadığını bilemem. Eğer öyleyse cinsiyet oranlarını nasıl %50 yaparız diye araştırmalıyız. Belki de ekosistemde olgunlaşmayı sağlamak amacıyla doğa bunu bir tek cinse daha fazla izin vererek gerçekleştiriyor olabilir. İkinci olarak bilmiyorum bunu sadece Ph mı yapıyor yada kullandığım özel tuzlarla beraberken mi bu sonuç ortaya çıkıyor. Üçüncüsü ve en önemlisi yarattığım bu iyon konsantrasyonu hemen hemen doğal habitatlarındakinin aynısıydı. Bundan dolayı tanrıyla oyun oynadığımı hissetmiyorum. Belki de sadece Victoria gölü balıklarının daha az erkek oranına ihtiyaçları mı vardır sorusu sorulabilir.

Balık bakımı oldukça pahalı bir hobi. Özellikle de bunu tehlikeye atmadan doğru yollarla yapmaya çalışırsanız… Balık yetiştirmekten kazanılacak para tekrar hobinize geri dönüşüm yapacaksa bu bence ticaret değildir. Hapslarda bu bir kuraldır erkekler satılır dişiler tekrar üretim için kullanılır. Sonuçta bu teknik bilinçli ve ciddi hobisyenlerin ve balıkların yaşamını daha iyi yapacaksa umarım bu makale bu açıdan faydalı olur.

Yazan: George J. Reclos
Çeviren: Meriç Kumbul

0 kişi söylemiş bir şeylerSen de söylemek istersen!ARKADAŞINA DA SÖYLE

9/4/2007 - Kanarya Sarısı

Kategori: BALIK Resimleri

yok kişi söylemiş bir şeylerSen de söylemek istersen!ARKADAŞINA DA SÖYLE

<- :: Sonraki Sayfa ->

SON YAZILARIM

Sarı Kanarya
Canlı Doğuran Üretimi
Biyotop Akvaryumu Nedir? Örnek Biyotoplar
Makaleler Genel Makaleler
Kanarya Sarısı
İlaçlar Hk.
HASTALIKLAR Hk.
Ahli Hk.
Beyaz Prenses
Resim

BAĞLANTILAR

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Öneri Blogları. :)

  • Kategorilerim